Whatsap Destek Hattı

Adli tatil döneminde boşanma davasi açılabilir.Adli tatil süresince dava açma,dilekçeler ve dilekçelere cevap aşaması takip edilebilir.

Türk Medeni Kanunu madde 175 ;

Boşanmada yoksulluğa düsecek taraf kusuru daha ağır olmamak kaydiyla geçimi için diğer tarafin mali gücü oraninda  suresiz olarak nafaka talep edebilir.

Knun koyucu belirli bir oran belirtmemiştir fakat uygulamada mahkemeler ortalama gelire sahip kişiler için maasinin %25'i kadar bir nafakaya hükmetmektedir.

Boşanma davasinda birlikte oturulan ev yeni düzenleme ile 01.01.2002 tarihinden sonra satin alinan taşınmazlar üzerinde her iki eşin de ortak mülkiyet hakki olduguna karar verilmiştir.

Eşlerden birinin diğer eşin aldatma fiilini ispatlamak amaciyla hareket ederek,

*Eşinin telefonunu dinlemek

*Kamera kaydina almak

*Yüz yüze konuşulanları kaydetmek suretiyle elde ettiği ses ,fotograf veya video kayitlarini boşanma davasında delil olarak kullanabilir.

Ayrica eşler arasinda düzenlenmiş bir protokol yapilmamis ise edinilmiş mallara katilma rejiminin mevcut olduğu evlilik birliği içerisinde alinan ev eşyaları üzerinde taraflar yari yariya hak sahibidir yani ev eşyaları üzerinde yari yariya hak sahibidirler.

*Ayri yaşama hakki

*Ortak konutun özgülenmesini talep etme hakki

*Çocuk ile kisisel ilişki talep etme hakki

*Çocuk için tedbir nafakasi talep etme hakkı 

*Yoksulluk nafakasi hakkı 

*iştirak nafakasi hakki

*Çocuğun teslim edilmesini talep etme hakki

*Çocuğun tedbiren velayetini talep etme hakki

Medeni kanunumuzda boşanmada maddi tazminat veya manevi tazminata hükmedilmesinde kadin veya erkek yönunden ayrim yapilmamistir.Bosanma davasinda erkek de tazminat talep edebilir.

Yoksulluk nafakasi bir süreye bağlı değildir.Bosanma ile yoksulluğa düşecek ese ,maddi olarak güçlü taraf maddi gücü oraninda süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Boşanma davasi acıldıktan sonra eşler birbirinden mal kaçırabilmektedir.Ev esyalarinin kacirilmasini önlemek için en uygun yol ev esyalarinin tespiti davasınin acilmasidir.Böylece eşinin mal kacirmasi halinde bile magdur tarafin hakki maddi olarak korunacaktir.

Bosanma davasi cevap dilekçesini;davali olan kişi kendisine dilekçenin geldiği günden 14 gün içinde cevap vermek zorundadir.Bosanmak isteyen tarafa ayni sekilde cevap dilekcesini 14 gün içinde beyan etmek zorundadır.14 günlük sürenin Skacirilmamasi oldukça önemlidir.

Özellikle çekişmeli boşanma davalarinda oldukça taraflar birbirleri ile ilgili asilsiz suçlamalar yapabilmektedir.Asilsiz suclamalar hukuk önünde ispat edilmedikçe davaya hiçbir tesiri yoktur.Iddia sahibi iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Bu konuda öncelikle yapilmasi gereken bir protokol hazirlamaktir.Bu protokol dosyaya sunularak daha sonra mahkemeye davanin anlasmali bosanmaya çevrildiğine iliskin bir dilekce verilmelidir.

Çekişmeli boşanma davasinin düşmesi için en yaygin yol taraflarin anlasmasidir.Bu anlaşma bir protokol ve tutanak ile mahkemeye sunulur.Mahkeme tarafindan anlaşma onaylanir ve dava düşer.

Bosanma davasi kusurlu es tarafindan acilmişsa davali es kusurlu değil ve boşanmak istemiyorsa mahkeme boşanma talebi bakimindan ret karari vererek taraflari boşamaz.

Boşanma davasi ile birlikte mehir senedinden doğan alacak talep edilebilir.Ancak alacağın talep edilebilmesi için alacağın kaynağı olan mehir senedinin geçerli şekilde hazirlanmis olmasi gerekir.

Adli tatilde süreler durduğu için boşanma karari kesinlesmez.Fakat taraflar istinaftan feragat dilekçesi verdikleri takdirde adli tatilde karar kesinleşir.

Davaci veya davalinin ivedi olan özel durumu mahkemeye bildirilir ve anlaşmalı bosanma davasının görülebilmesi için mahkeme hakiminin onay vermesi gerekir.

Anlasmali boşanma davasi avuaktlik ücreti 2024 yılı 17.900+KDV den az olmamak üzere belirlenir.

Tek celsede boşalabilmek için iki tarafin anlaşarak ve protokol hazirlayarak anlaşmalı boşanma davasi yolu ile boşanmaları gerekir.

Adli yardim talebi kabul edilen kişiye baro tarafindan avukat tayin edilir.

Anlaşmalı bosnma davasi açılabilmesi için resmi nikah tarihinden itibaren 1 yilin dolmasi gerekir.Aksi halde çekişmeli bosanma davasi acmak gerekir.

Ayri yaşama nedeni ile boşanma davası açılabilmesi için taraflardan birinin daha önce acmış olduğu bir boşanma davasi ve bu davanin ret olunmasi gerekir.Bu davadan itibaren taraflar 3 yıl boyunca birlikte yasamamış ise bunu ispat etmek kaydi ile ayri yaşama gerekçesi sunularak boşanma gerçekleşir.

Çocuklar boşanma davasinda şahit olarak dinlenebilir ancak bunun için çocuğun idrak yasi 8 yaş ve üzeri olarak kabul edilir.

Anne kötü aliskanliklara sahip ise,alkol ve uyusturucu madde bagimliligi gibi sorunlari varsa,fiil ehliyeti yok veya akil hastaligina sahip ise çocuğun yüksek yarari gözetilerek hakim velayeti anneye vermez.

Anneye geliri veya işi olmasa dahi velayet verilebilir.

Annenin evlenmesi çocuğun menfaatine aykiri bir durum teşkil etmiyorsa velayet annede kalaabilir.

Mahkeme çocuğun yüksek yararini gözeterk anne veya babaya verilmesini belirler.Anne tarafindan çocuğun sagiligini,güvenligini,piskolojisini tehlikeye sokan durumlar mevcut ise ve bunlara dair önemli kanitlar varsa ,çocuğun velayeti babaya verilir.

Aldatan es kadin olsa dahi çocuğun anne ile kalması çocuk açısından daha yararli olacaksa velayet hakkı anneye verilebilir.Yargitay kararlarına göre 12 yaş altindaki çocukların anneye verildiği daha fazla gözlenmektedir.

Velayetin belirlenmesinde gelir durumu belirleyici değildir.Herhangi bir geliriniz veya işiniz olmasa bile diğer şartlar varsa velayet tarafiniza verilecektir.

Çekişmeli boşanma davalari süreleri mahkemenin is yoğunluğuna göre 1-5 ile 3 yıl arasinda sürebilmektedir.Yerel mahkeme tarafindan verilen boşanma karari sonrasi taraflarin ikisi yada biri istinaf kanun yoluna başvurabilir.

Avukatlık mesleği bir serbest meslek çalışmasıdır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 65. maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımı; “Sermayenin ötesinde şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayalı ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi tutulmaksızın şahsi sorumluluk üzerinde kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”biçimindedir.

Adalet Bakanlığı verilerine göre göre 2007 senesinde bir hukuk davasının sonuca bağlanması Türkiye genelinde ortalama 202 gün sürmüştür. Bu süre mahkemelere göre az ihtimalle bile olsa değişiklik olmaktadır. Örneğin 2007 senesinde bir dava ortalama olarak; Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 619 gün içerisinde, Asliye Ticaret Mahkemesinde 410 gün içerisinde, İş Mahkemesinde 441 gün içerisinde Aile Mahkemesinde 157 gün içerisinde , Sulh Hukuk Mahkemesinde 108 günde sonuca bağlanmıştır.

Medeni Kanun'a göre boşanabilmek için hakimin "ortak yaşamın devam ettirilebilmesinin eşlerden beklenememesi" hususunda kanaatinin oluşması gerekmektedir.

Hakim boşanmaya karar verirken nafaka konusunda eşlerin ekonomik durumlarına ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceklerine bakar.

Çocuğun velayetinin kimde kalacağı konusunda hakim çocuğun menfaatleri neyi gerektiriyorsa ona göre karar verir. Mahkemece bu konuda bir sosyal hizmet uzmanından da bilirkişi raporu aldırılır. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki 7-8 yaşına kadar olan çocukların velayetleri olağanüstü haller dışında direkt olarak anneye bırakılmaktadır. Ekstrem durumlar var ise bunun avukata özellikle bildirilmesinde davanın seyri yönünden yarar vardır.

Yurtdışında verilen boşanma kararı Ülkemizde kendiliğinden geçerlilik kazanmaz. Öncelikle dava açılarak kararın tanıma ve tenfizinin yapılması gerekmektedir. Yani yabancı bir mahkemenin verdiği kararın ülkemizce de mahkemelerde onaylanması gerekmektedir.

Sermayesi 250.000 TL'den fazla olan Anonim Şirketler ile üye sayısı 100'ü geçen Kooperatifler, mutlaka en az bir avukatla çalışmak zorundadırlar. Avukatlık Kanunu Md. 35/3 - Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık

• Dava / Takip Ücretlendirmesi: Baronun hazırlamış olduğu Tavsiye Edilen En Az Ücret Tarifesi baz alınarak davanın zorluğu, belge / bilgi yoğunluğu ve duruşma sıkılığına göre her bir dava / takip için ayrı ayrı belirlenecektir.

• Sürekli Hukuki Danışmanlık: Bir yıllık sözleşme yapmak kaydıyla, 12 ay boyunca sabitlenmiş bir avukatlık ücreti karşılığında, bir çok hukuki hizmeti sunabiliyoruz.

• Saatlik Ücretlendirme / Danışma: Verilen hukuki hizmetin belli bir konuya özgü olması, göreceli olarak kısa süreli bir çalışma gerektirmesi halinde Saat başına bir ücretlendirme ile sözlü hukuki danışmanlık veya sözleşme / rapor / belge hazırlanması hizmetleri verebiliyoruz.

• Proje başına Paket Ücretlendirme: Verilen hukuki hizmetin belli bir konuya özgü olması, göreceli olarak kısa süreli bir çalışma gerektirmesi ve verilecek hukuki hizmetlerin bir paket halinde verilebilmesi halinde Proje başına ücretlendirme uygulayabiliyoruz.

• Eğitim / Konuşma: Konuya, konuşmacıya, süreye ve yere göre değişen ücretlendirmelerle kurumlara, şirketlere eğitim / öğretim hizmeti verebiliyoruz. Avukatlık Kanunu Md.164'e göre, avukatın yaptığı her iş ücrete tâbidir ve Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenmiş asgari ücretlerin altında iş yapılması yasaklanmıştır.

Bir davanın ya da icra takibinin açılabilmesi için kanunda öngörülen miktarda harç ve masraf ödenmesi gerekmektedir. Bu miktar her dava ya da icra takibi türüne göre değiştiği gibi her yıl da değişmektedir. Bu nedenle dava ya da icra takibi başlamadan önce masrafı peşin olarak ödemeniz gerekmektedir. Dava ya da takibin devamı aşamalarında da yeni harç ya da masrafların ortaya çıkabilecek olup bu masraflar da ayrıca sizden talep edilecektir.

Davayı kazandığınız zaman Mahkeme masrafların karşı taraftan alınarak size ödenmesini emreder. Ancak size ödenecek masrafların sadece yargılama masrafları olduğunu unutmayınız. Davaya hazırlık için yaptığınız masraflar, ulaşım giderleri, avukatınıza ödediğiniz vekâlet ücreti gibi bazı masraflar size geri ödenmeyecektir.

  • Nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, şirket yetkilisi için yetki belgesi vb. belgeler.
  • Boşanma davası ve tapu işlemleri (alış-satış) için 2 adet fotoğraf
  • Vekâletnameler Türkiye de Noterler, yurtdışında ise Konsolosluklar tarafından verilmektedir.
  • Vekaletname çıkaracak müvekkilimiz, bizzat kendisi Türkiye' de notere giderek yukarıda ayrıntısı verilen bilgilerimiz doğrultusunda vekalet konusu olacak işinin niteliğine uygun olan vekaleti noter kanalıyla çıkartır.
  • Boşanma, nafaka, tanıma ve tenfiz davaları için çıkartılacak vekaletnameler özel yetki ve fotoğraf içermelidir.
  • Şirketiniz için vekaletname vereceğiniz durumlarda 'Kendiniz için asaleten şirketiniz için vekaleten' şeklinde vekalet verirseniz hem şahsınız hem de şirketiniz için vekalet vermiş olursunuz ve gerektiğinde yeniden vekalet çıkarmak zorunda kalmazsınız.
  • Niteliği bakımından tapuda işlem yapılmasını gerektiren sözleşme ve vekâletnameler, vasiyetname, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış, gayrimenkul satış vaadi, vakıf senedi, evlenme mukavelesi, evlat edinme ve tanıma, mirasın taksim sözleşmesi ile öteki yasalarda re'sen tanzimi öngörülen işlemlerin "düzenleme" şeklinde yapılması gerekir. Düzenleme şeklinde işlem bir tutanak halinde bizzat noter tarafından ilgilinin durumuna ve arzusuna göre düzenlenir. Bu nedenle, söz konusu işlemler (iş kâğıtları), ancak ilgilinin nüfus cüzdanı, geçerli pasaportu ve iki adet yeni çekilmiş vesikalık fotoğrafıyla birlikte Türkiye'de şahsen notere yapacağı başvuru üzerine düzenlenebilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde alacakların tahsili icra takipleri yoluyla yapılmaktadır. Birinden alacağı bulunan kişi, adliye içerisinde bulunan icra dairelerine başvurarak alacağının tahsil edilmesini talep etmelidir. Ancak bu durum, bahsedildiği kadar kolay olmayıp, icra takibi başlatmak kanuna göre oldukça fazla sayıda farklı faiz oranları ve yine kanuna göre vadenin başlangıç tarihi gibi bir çok farklı hukuki bilgiye sahip olmayı gerektirir... Öte yandan icra takibi başlatmak, tek başına alacağın tahsil edilmesine olanak sağlamamakta, başlatılan icra dosyası üzerinden borçludan tahsilat yapabilmek adına bir takım işlemlerin yapılması gerekmektedir. örneğin, varsa borçlunun üzerine araç kayıtları, tapu kayıtları ve banka hesaplarının üzerine haciz konulması mümkündür. Banka hesabındaki paranın üzerine haciz konulduktan sonra, bankadan paranın alacağa karşılık icra dosyasına yatırılmasının istenmesi mümkündür. Araçlara haciz konulduktan sonra, gerekli yakalama avansının yatırılmasıyla aracın emniyet güçleri tarafından yakalanması ve satışa çıkartılmasının istenmesi de mümkündür. Tapu kayıtları bakımından da haciz konulan gayrimenkulun satışının istenmesi mümkündür. Bütün bunların dışında, borçlunun sigortalı olarak çalışması halinde, işverenine maaş haczi müzekkeresi gönderilmesi ve her ay maaşının dörtte biri oranında kesinti yapılarak alacağa karşılık icra dosyasına yatırılmasının istenmesi de mümkündür. Eve veya borçlunun işlettiği işyerine gidilerek fiilen haciz yapılması ya da kasa haczi yapılması da mümkündür. Bütün bu sayılanların dışında da borçludan tahsilat yapabilmenin bir çok farklı yolu mevcut olup, bütün bunlar iyi bir hukuk bilgisi ve özenli bir takip gerektirmektedir. Nitekim herhangi bir malvarlığı ve maaşı bulunmayan borçluların da her an bir işe girmeleri ya da mal edinmeleri mümkün olup, borçluların malvarlığı durumlarını sürekli sorgulama yaparak avukatlar takip edebilmektedir. Bu nedenle alacağın avukat aracılığıyla tahsil edilmeye çalışılması en doğrusudur. İcra takibine doğrudan başvurulması mümkün olup, her olay kendi içerisinde değerlendirilmelidir. Alacağın kambiyo senedine bağlanmadığı durumlarda ya da alacağın bir mahkeme kararına dayanmadığı durumlarda, yapılan icra takibine borçlunun itiraz ederek takibi durdurması mümkündür.

Avukatlara en sık sorulan sorulan birisi, avukatlık ücretinin çok olduğu, indirilmesinin mümkün olup olmadığıyla ilgilidir. Bu sebeple aşağıdaki ifadelerle birlikte her avukata benzer nitelikte sorular sorulmaktadır. “Avukatlık ücreti çok değil mi?” “Bir dilekçe yazarak bu kadar para mı alacaksınız?” “Başka bir avukat çok daha az bir parayla bakabileceğini söyledi.” Bu ve benzeri sorular her avukatın sıklıkla duyduğu ve yanıtlamak zorunda kaldığı sorulardır. Avukatlık Kanunu’na göre avukat, yapılacak işin karşılığında müvekkiliyle serbestçe fiyat konusunda anlaşır. Söz konusu ücret, müvekkillere çoğu zaman fazla gelmekte, ve daha düşük bir bedelle hizmet veren avukatlar tercih edilmektedir. Unutulmamalı ki; her sektörde ve her yapılan işte, ucuz ürün veya ucuz hizmet bulmak mümkün olup, serbest piyasada kaliteli hizmet almanın bedeli her zaman daha fazladır. Rayicin altında iş yapan avukatlar, vergilerle ve büro masraflarıyla mücadele edebilmek adına takip edebileceğinden çok daha fazla iş almakta ve iş yükü altında her dosyaya gereken ilgiyi gösterememektedir. Dolayısıyla başlangıçta çok düşük ücretle avukat bulduğu için sevinen müvekkiller, sonradan avukatın yeterli uzmanlığı olmadığı, yeterince ilgi göstermediği, dosyalarıyla ilgilenmediği, telefonlara çıkmadığı yönünde şikayet etmeye başlamaktadır. Her işin hakkının parasal olarak ödenmesi, o işi yapan kişiye motivasyon sağlar ve işin yerine getirilmesi adına gereken performansı gösterme dürtüsü aşılar. Ancak psikolojik olarak çok düşük bir fiyata iş kabul eden kişinin, hem masraflarını çıkartabilmesi hem de hayatını idame ettirebilmesi adına, sürümden kazanabilmek için taşıyabileceğinden çok yük yüklenmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca, rayicin altında ve düşük bir fiyata avukatla anlaşan kişilerin, sonradan oldukça pişman olduklarını görmek mümkündür. Öte yandan bir çok dava ve işin uzun yıllar sürmesi sebebiyle, verilecek paranın uzun yıllar süren bir iş karşısında çok da fazla olmadığı anlaşılmalıdır. Örneğin 5 yıl sürecek bir dava içn avukat 10.000,00 TL istediğinde kişiler çok bulabilmektedir. Ancak istenen para verilecek hizmet süresine bölündüğünde, aylık 160 TL gibi bir paraya tekabül ettiği ortadadır. Ayşe Genç Hukuk Bürosu olarak, dava ve diğer işlerde, verilecek emek ve harcanacak mesai beraber değerlendirilerek avukatlık ücreti hesaplanmakta, ve müvekkillere ödeme kolaylığı açısından taksitlendirme yapılabilmektedir.

Tarafların anlaşmalı boşanabilmeleri için avukat tutmaları şart değildir.Ancak sonucun huhuka uygun olmasi ve sürecin hizli ve lehe yürütülebilmesi için alaninda uzman bir boşanma avukatı ile temsil edilmesi bizce olmazsa olmazdir.

Türk Hukuku’nda davalıların avukat ile simgeleme edilmesi gibi bir zorunluluk getirilmiştir. Aksine herkesin mahkemelerde kendisini temsil etme hakkına sahiptir. Bu nedenle adli ve idari mahkemelerde davacı ya da davalı konumu ile, ceza mahkemelerinde sanık ya da katılan olarak ve icra dairelerinde alacaklı-borçlu konumunda yapacağınız prosedürlerde ve duruşmalarda avukat tutma zorunluluğundan söz edilmemektedir. Fakat her dalda olduğu gibi hukuki işler de uzmanlık gerektirir.

Kanun, tüzük ve yönetmelikler ile ayrıyetten Yargıtay içtihatları ve mahkeme uygulamaları karşısında hak kaybı yaşamamanız için bu dalda özel eğitim görmüş bir avukattan hukuki yardım almanız gereklidir. Bu nedenle hukuki konularda geçerli bilgi ve tecrübeniz olmadan devam etmek telafisi olmayan zararlara sebep olabilir. Hem de hukuki işlemlerinizi yapmadan önce bir avukata danışmanız ilerde karşılaşabileceğiniz hukuki problemleri önleyecek, işin mahkemeye kavraması durumunda uğrayacağınız zaman, emek ve maddi zararlarınızın önüne geçecektir. Yargılama etkinliklerininde ücretsiz olmadığı unutulmamalıdır.

Bir diğer bakımdan bir suçlamayla karşı karşıya kalan kişi, avukat tutma, avukatı bulunuyorsa onu çağırma, avukat olmadan konuşmama, avukat tutacak maddi durumu yoksa kendisine avukat tayin edilmesini isteme hakkı bulunmaktadır.

Her soruşturmadan önce sanık ya da şüpheliye bu hakkı hatırlatılmak zorundadır. Sanık ya da şüpheli bakımından avukat talep edilmesi halinde barodan bir avukat tutulur. 18 yaşını doldurmayanların ve cezasının üst seviyesi 5 yıl ve üstü olan sanıkların yargılamalarında avukat bulunması zorunludur. Kendileri istemese bile bir avukat tayin edilir.

1.Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.

2.Anlaşmalı Boşanma şartlarından bi diğeri de eşlerin birlikte başvurması veya diğer eşin diğeinin davasını kabul etmesi gerekir.

3.Eşle mahkeme tarından bizzat dinlenmeli ve iki tarafın da iradelerini serbestçe ifade ettiğine kannat etmelidir.

3.

Anlaşmalı Boşanma PROTOKOLÜ mahkeme tarafından uygun bulunmalıdır.

4.Protokolde boşanmanın mali sonuçları ve ortak çocukların durumu düzenlenmiş olmalıdır.

*Eşlerden biri,birlikte ikamet ettikleri yer aile mahkemesine (yoksa Asliye Hukuk Mahkmesine )hitaben;

*Kendisi ve eşinin Ad,Soyad,TC ve adres bilgilerini belirterek ,

*Dilekçede evlilik birliğinin devamına imkan kalmdığını ve karşılıklı anlaşarak boşanmak istediklerini belirten bir dilekçe yazılmalıdır.

*Dilekçede boşanmanın mali sonuçlarını ve çocuklarla ilgili durumu yaptıkları anlaşmada detaylı olarak belirtmelidirler.

Kesin olmasa da dilekçenin verilmesinden sonra genellikle bir iki ay içerisinde duruşma için tarih verilebeilmektedir.

Boşanan kadın aynı eş ile tekrar evlenmeyecekse ;boşanmanın kesinleşmesinden sonra 300 günlük bekleme(iddet) müddeti vardır.

Bu süre hakim kararı ile kaldırılabilir,bunun şartları iki halde mümkündür:

1Kadının hamile olmaması

2Son boşandığı kocası ile tekrar evlnecek olması